Skip to content

Jobs filmi, Bilinen Gerçekler ve Beklentiler.

16/08/2013

Yıllardır dokunmadığım blog’uma dönme sebebim; Jobs.

 

Öncelikle Pupa Bilişim‘e teşekkür etmeliyim davetiyeler için.

 

Uzun süredir sinemaya gitmemiş biri olarak bu sene beklediğim iki filmden biriydi Jobs, hem arkadaşlarımla güzel bir akşam geçirdim hem de ön gösterim olması sebebiyle filmi erken izleme fırsatı buldum. Girişte Walter Isaacson tarafından yazılan Steve Jobs kitabının verilmesi ise güzel bir hareketti.

Hemen filme geçmek istiyorum.

Spoiler almak istemeyenler tam olarak bu noktada durmalı.

Film öncesi beklentim yüksek değildi, İstanbul’un birçok semtinde her yanı saran afişlerde alenen Ashton Kutcher olduğunu belli çizgilerle haykıran o afişler belki de filme ona inancımı başlamadan bitirmiş olabilir. iGaranti reklamları ile yanyana gelen noktalar komik, ama konumuz bu değil.

 

Filmi neden beğenmedim? Özetle;

1. Amatör ruh yoksunluğu: Kesinlikle ve kesinlikle garajda başlayıp dünya devine dönüşen bir markayı anlatmanın klişe bile deneyemecek anlatımına şahit oldum. Başlardaki ve sonradan korunmaya çalışılan amatör ruh filme kesinlikle yansıtılamamıştı. Steve Wozniak vizyonsuz ama yaratıcı,  başarılı bir mühendis; Steve Jobs ise daha ilk günden ticari zekasıyla yakınlarındakini bile sömürmekten çekinmeyen kötü huylu bir dahi, bazen de egosuna yenik düşen biri olarak canlandırılmak istenmişti. O bile başarısız olmuştu, ne anlatılmak istendiğini Steve Jobs hakkında bilgi sahibi olmayan ya da en azından filme adapte olamayan kimsenin anlayacağını sanmıyorum.

2. Sahneler ve geçişlerin başarısızlığı: Sanatla, filmlerle olan bağım sağlam değildir. Kurgu ve geçişlerle ilgili profesyonel yorumlar yapamam ama filmde birçok konu işlenmeye çalışıldığı için çoğu zaman konudan koptum izlerken. Bir ara NEXT kuruldu, satıldı-alındı, CEO’lar geldi-geçti; kızı, ailesi, arkadaşları, gel-gitleri bir varmış bir yokmuş tadındaydı. Sanki olay örgüsü yoktu, sadece belli konular seçilmişti ve kesip biçilip onlar yayınlanmıştı. En vurucu olması beklenen Wozniak-Jobs konuşması sırasında telefonumu çıkarıp oyun oynayasım geldi resmen. Pixar’ın P’sinden, iPod lansmanından, iPhone’dan bir haber alınamadı.

3. Çerçeveleme hatası: Sahne seçimlerinin önemini daha iyi kavradığımız bir konu; Steve Jobs ve çerçeveleme. Nasıl biri olduğu derinlemesine araştırılmamış, sadece bilgiler toparlanmış ve bir film karakterine adapte edilmiş gibiydi, yapaydı.

 

Steve Jobs’tan bir alıntı ile devam edelim;

You can’t just ask customers what they want and then try to give that to them. By the time you get it built, they’ll want something new.’

Reklam dünyasında şanı bayrakla en önce yürüyenlerden David Ogilvy ‘The consumer is not a moron, she is your wife’ dediği için acımasızca eleştirilmişti. Steve Jobs ise müşterinin ne istediğini sorup ona bir şey veremezsiniz, tamamladığınızda yenilerini istiyor olur demesi ondan daha acımasızca eleştirilere maruz kalıp dönem ‘guru’larını ikiye bölmüştü. Hatta kimisine göre başarılı olduğu kadar küstahtı, egoistti, allah belasını versindi.

 

Filme dönersek, benim gibi Apple’ı ve Jobs’ı yakından takip edenlerin haricinde

– Zaman geçirilecek Hollywood filmi

– Ashton Kutcher oynuyor

– Herkes izledi ben de izleyeyim

– Adam dahi beyler bu kaçmaz diye diye birçok bahane ile izlenecek bu film.

 

Sadece filmi izleyerek bilgi sahibi olsam Steve Jobs benim gözümde bambaşka biri olurdu. Kitap okumadığımız ve yeterli araştırma yapmadığımız için de vasat bir film diyerek rafa kaldırılacak, hatta bana kalırsa marka imajını zedeleyecek bir film.

Okuduğum, gördüğüm, onunla çalışan insanlarla konuşup yargıya vardığım kadarıyla Steve Jobs benim gözümde bambaşka biri, ve öyle kalacak.

 

Filmin imdb puanı: 5.6

imdb benim için hiçbir zaman referans noktası olmadı ama bir standartsa bu eğer, umarım film vizyona girip milyonlarca insana ulaştıktan sonra rakam bu kadar yükseklerde kalmaz.

 

Filmin güzel tarafları yok muydu? Vardı. İki sahnesi.

1. Başlangıç sahnesi: iPod tanıtım konuşması. Belli ki Ashton Kutcher’ın çok çalıştığı, sesi olmasa da mimikleriyle hayat verdiği konuşması az çok filme tutunmamı sağladı.

2. 1984 internal lansman: Apple yemeğinde 1984 reklamı gösterildi. Dış sesi duyuyorduk ama reklamın tamamını maalesef göremedik, sesi duyarken görülen sahne Jobs’ın ışıklar altında karanlığa baktığı bir sahne olarak yer verilmişti ve bitiminde alkış sesleri duyuldu. Reklamı bildiğim için tüylerim diken diken oldu, ama o kadar. Bilmeyen hala bilmiyor, sonrasında akla gelip araştırılacak kadar vurucu bir sahne de değildi.

 

Peki madem güzel değil, ne yapmalı? derseniz; ‘Alternatif ister misiniz?’ diye sorarım size.

 

Ben filmi izledim, beklentim düşük olmasına rağmen hayal kırıklığına uğradım.

 

Eve gelir gelmez aklımdan geçen ilk şey tasvirini daha gerçeğe yakın, belki de benim kafamdaki gerçeğe yakın bulduğum; gelişmelerin Jobs, Gates ve dönemin devleri etrafında geçen kurgusuyla o dönem yaşanan olay örgüsüne daha iyi anlamamızı sağlayan ve bir TV filmi olarak planlansa bile izlediğim bu Hollywood filminden daha başarılı olan şu filme öneririm size:

 

*** Pirates of the Silicon Valley (1999) ***

 

Dönem dönem Stanford konuşması hızla yayılan, bu blog’u yazdığım Macbook Pro’nun, bir yandan Twitter’a göz attığım iPhone’un kutusundan şu an yaşadığım deneyime kadar bu mimariyi tasarlayan, daha doğru ifadeyle bütün bunların işaret fişeğini çakan adamın, Steve Jobs’ın ses getirmesi beklenen filmi böyle olmamalıydı.

Yazık gerçekten.

 

Steve Jobs’ın Apple’dan kovulması ve geri dönmesi arasında filmde 1 dakika vardı.

 

Madem öyle, filmin adı neden Apple değil? Ben Steve Jobs’ın hayatını değil Apple’ın kurumsal geçmişini izlemiş gibi hissettim.

 

Kamuoyuna üzüntü ve hayal kırıklığıyla duyurulur.

 

– Beril Maraloğlu

Reklamlar
3 Yorum leave one →
  1. yekta FIRTINA permalink
    16/08/2013 12:44

    Sonuna kadar haklısınız Pupa’ya böyle bir organizasyon için binlerce teşekkür fakat dünyayı değiştiren birinin hayatını izliyorsunuz filmi izledikten sonra neyi değiştirdi anlayamıyorsunuz berbat bir örnek.

    • 16/08/2013 17:12

      Doğru bir özetleme olmuş, katılıyorum tamamen. Filme harcanan emekleri hiçe saymaya her zaman karşı çıksam da anlatımın bu kadar kötü olması beni yazı yazmaya itti, gece eve döner dönmez hem de. Bakalım genel başarısı ve tepkiler ne olacak.

  2. yekta FIRTINA permalink
    16/08/2013 17:25

    Standford konuşmasındaki değindiği 3 önemli zamana göre 3 film çekilmesi lazım bu zaman dilimleri özellikle irdelenmeli 1. zaman dilimi apple’ı kurduktan kovulana kadar, 2. zaman dilimi kovulduktan sonra tekrar Apple’a geri dönene kadar ve 3. zaman dilimide geri döndükten sonra ölümüne kadar. Dünyada beğenilmediğine işaret eden çok fazla yorum var umarım adam akıllı bir şey izleyebilirz ilerleyen zamanlarda. Filmde appledan kovulmasından sonra next’i ve pixar’ı kuruşuna hiç değinilmemiş bile Next hadi neyse en azından 1 kere adı geçiyor fakat Pixar’a değinmemesi utanç kaynağı. Sinema TV bölümüde okuyan biri olarak anlamsız yerlerde titreyen kamera birden giren müzikler tam anlamıyla fiyasko yaz yaz bitmez demek istediklerim. Tek olumlu şey oyunculuklar ve oyuncu seçimleri gerçekten harika eldeki senaryo adam gibi olmayınca böyle boş birşey çıkmış.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: