Skip to content

Bir hikaye, bir dredg.

10/03/2011

* Kişisel bir yazı ile blog’u robotlaştırmaktan uzaklaşmak, içimi dökmek istedim.

 

Erasmus zamanları, kahve eşliğinde kızlarla konuşuyoruz.

Litvanyalı, Alman, Danimarkalı, İngiliz 4ü.

Bir önemi kalmamış yerin bir süre sonra.

Ülkeler bir isim olmuş sadece, bir etiket.

En sık geçen soru: ‘Are you homesick?’

.

Halbuki bir gün önce İspanyol festivaline gitmişiz.

Şehir merkezinde dolanmış, Hyde Park’ta oturup güneşin tadını çıkarmışız.

Her şey yolunda.

Olması gerektiği gibi, belki daha da iyi.

Hiçbir sorun yok.

Sorudan sonra bir süre sessizlik. Her şey 5 dakika kadar önce iyiydi.

.

Gülümsedim, gözlerimin gülmediğini biliyordum. Sık rastlanır bir durum değil.

Üstüme gelmediler, ama merak ediyorlardı.

Bir şeyler eksikti; ailem, kardeşlerim, arkadaşlarım yoktu.

Orada kurduğumuz dünya ise yeniydi, pişmanlık yoktu, acılar hızlı iyileşiyordu. Mükemmeldi.

İçim sıkıldı biraz. Kaldığım yere yürümek istediğim için erken çıktım, dedikoduları sonra alırdım.

.

Hava kapalıydı eve yürürken.

Güneş batıyor demek.

Sanki havanın tüm kodlarını ezberlemiş gibi, biliyordum.

Altı ay geçmişti üstünden ilk günümün.

Yine aynı yoldan gidiyordum eve bilmem kaçıncı kez.

Yeni yollar keşfetme arzum bitmiş, her yol alışkanlığa dönmüş.

.

dredg dinliyorum.

Sıklıkla yaptığım gibi.

The Pariah, The Parrot, The Delusion yeni çıkmış.

Albümü sindirip günlük dinleyebileceğim düzeye getirmeye çalışıyorum hızla tüketmemeye özen göstererek. Sevdiğim her gruba yaptığım gibi.

Düşüncelerimden müziği duyamıyorum.

Birden sessizleşti her yer. Sakin yolda sadece ben varım.

.

.

.

.

.

.

.

.

Sonrası,

dredg – Ireland.

‘ I’ll never leave this place,

No, I’ll never leave this place.

I’ll never leave the place where I was born…’

.

Tıkandığımı hissediyorum.

Gözümün önünden geçen görüntüler, görmemek için sıkıca yumdum gözümü.

.

‘ Because beyond these town limits,

Even though I’ve never seen them,

There’s really nothing else to explore,

There’s nothing more… ‘

.

Çevreme baktım, sözler anlam kazandı.

Aylar sonra bir şey beni üzecek kadar dokundu, inanamadım.

Dışardaki polis istasyonunun kırmızı kiremitten alçak duvarına oturdum, kapıdaki polisler gülümsedi, başımla selam verdim. Bu bile uzaklığı yeniden hissetmeme sebep oldu.

Şarkı 3. kez başlamıştı en baştan.

Uzaktan odama baktım uzun uzun.

Penceremin önündeki naneye.

Sahte aidiyet hissine. Çabaya.

.

Binbir şey geçerken aklımdan yan odadaki arkadaşımın el salladığını gördüm.

Yemek vakti gelmişti.

Kulaklıklarımı çıkarıp ilerledim, hiç bir şey olmamış gibi.

Olmamıştı da aslında.

.

dredg.

Her zamanki gibi.

Ondan beri dinlemedim şarkıyı. Bugün yanlışlıkla açıldı shuffle’da.

.

.

Zaman, mekan duyguları değiştirse de onun gibi dokunmadı hiçbir grup.

Reklamlar
No comments yet

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: